"Semah; bazı kalplere cila verir ve aşkını arttırır, bazı kalplere ise inkâr verir karanlığını arttırır."
- El Kakîs (Erenlerin Atası) Ebul Vefa Kürdî (11.yy)

"Bizim Semahımız oyuncak değildir. O bir aşk halidir, salıncak değildir."
- Hünkâr Hacı Bektaş Veli (13.yy)

Hz. Ali'nin Hind Yolculuğu


Yerden mi yürüdü gökten mi uçtu
Ol zaman kafire bir heybet düştü
Hint’de Muhammed’e erendi Ali
-Kul Himmet- 16.yy

Deryanın üstünde bir gemi gördüm
Oturmuş üç kişi bir mana söyler
Gayet lütf ile birbirine söyler
Pirim Ali âhır zamanı söyler

Hint ilinde Aliyi kimler eğledi
Cafer Sadık İmza imza söyledi
İfrit dev’in parmaklarını bağladı
1033 yıldan beri anı söyler

Cebrail kuşu da bunda konunca
Gökten nisan yağmurları yağınca
Dev de titredi Aliyi görünce
Zülfikar oynadı yemini söyler

Pir Sultanım bize bir abdal geldi
Aradı eksikliğin özünde buldu
İnsanın dilinde muhabbet kaldı
Pirim oğlu âhir zamanı söyler
-Pir Sultan Abdal-16.yy

Neden Hint, neden devler, neden gürleme ve toplu ölümler… Aslında kimi zaman masal olarak anlatılan efsaneler bize başka şeyler anlatır, süslü olağanüstü söylemlerin arkaplanında gerçekler vardır. Ramayana destanını okuyanlar bilir, vimanaları bilen bilir!

<<…Ülkenin usta demircileri kafes ve zincir yaptılar. Ali, kendini zincire vurdurdu. Kendini kafese attırdı. “Kafesten çıkarsam Ali benim, çıkamazsam değilim” dedi.

“Eğer kafesten çıkarsam hepiniz Müslüman olacaksınız, çıkamazsam beni burada bırakın” der.

Halk, Han’a “bu Ali’dir. Sağ bırakırsak başımıza bela olur. Onu yakalım” der. Han kabul eder. Halk odun getirdi. Kafesin üzerine yığıldı. Odunlar tutuşturunca bir rüzgar çıktı ve ateşler göklere çıktı. Kentin üzerine düşerek , kenti kül etti.
Yanacak bir şey kalmayınca ateş söner. Bakarlar ki Ali ölmemiş. Halk,” bu adam büyücüdür.”Der ve Hz. Ali’yi öldürmek için saldırır.

Fatma Zülfünü yoldu
Ali beş vaktini kıldı
Kanber der ki yâ Ali
Kapıya bir sâil geldi

Ali der Kanber varasın
Sâil ne diyor göresin
Allah bizden cömerttir
Ne isterse veresin

Kanber geldi pes dedi
Tanrı aslanı dost dedi
Kapıya gelen Sâil
Ali’yi kul istedi
-Hataî-

Ali , bir nara atar yedi bin kişi ölür. Düldül narayı duyup Ali’ye erişir. Ali, kılınç kuşanıp Düldül’e biner. O zaman , Han’ın aklı başına gelir ve Ali’den af dileyip süre ister. Ali , onlara süre verir. Toplanıp bu zatın Ali olduğuna karar verirler. İçlerinden bir rahip “İsa’nın mucizesi onunla beraberdir ölüyü diriltmesini isteyelim. Diriltirse Müslüman oluruz” der. Herkes kabul eder. Ali’den ölüyü diriltmesini isterler .

Mezara giderler. Ali , ayağıyla mezara dokunur . Tanrı’nın yardımıyla ölüyü diriltir. Ölü şahadet getirir.

Ölüye ne zaman öldüğünü sordu. Ölü başından geçenleri anlattı. Ölüye işaret edince ölü tekrar mezara girdi. Mezar sanki hiç açılmamış gibiydi. Han özür diledi , bağışlanmak istedi. Hz. Muhammed’e hediye gönderdi. Halkıyla Müslüman oldu.<<(*)

Asıl olay kadimde gerçekleşmiştir, bunu Kul Himmet gibi çeşitli devrin pirlerinden anlıyoruz.

Ol dem yaratıldı dev ile peri
Kaftan kafa hükmederdi her biri
Vardı hem anların bir sultanları
Gayet pehlivandı zurbazu idi

Üç yüz elli batman gürzü çekerdi
Uzun kargı Kuh-kaf’ı yıkardı
Cümle divler anın havfın çekerdi
Yedi iklim dört köşede raz idi

Üç yüz altmış arşın idi kameti
Hiçbir kula benzemezdi heybeti
Yetmiş yedi arşın idi sıfatı
Bakınca mağripten meşrike düz idi

Kafdağı’nda bir dağ vardı hurmadan
Ol vakit yok idi Dünyada insan
Gördü bağ içinde bir taze civan
Şad’ü Hurrem olup gayet sevindi
–Kul Himmet- 16.yy

- Kul Seyyid

Kaynak – Mit- Söylence-Efsane

1 – Ali, İbn-i Ebu Talib, Hazreti Emir: Hazret-i Ali Divânı, ANT yay., İstanbul 1990

2 – Ali Kavramının boyutları/Söylence Nefes Dergisi, S. 21 Temmuz 1995, S. 22

3 – Ali kavramlarının boyutları/Söylence-2 nefes Dergisi S. 22, Ağustos 1995

---

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Yorum yapmak için yorum gönder butonuna tıklayın. Yorumlar kısa süre içinde görünecektir.